ABONELİK İÇİN 0 850 888 0 126

Türksat şehit verdi ama Türksat’ın ele geçirilmesine izin vermedi.

Başbakan Binali Yıldırım 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminde Türksat’ın şehit verdiği ama Türksat’ın ele geçirilmesine, yayınların susturulmasına izin vermediğini söyledi.

Yıldırım, Türkiye Bilişim Derneği tarafından (TBD) düzenlenen ve Türksat’ın ana sponsorluğunda gerçekleştirilen 33. Ulusal Bilişim Kurultayı’nda yaptığı konuşmada, iletişimin olmadığı yerde hiçbir şeyin olmayacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Eskiden darbeleri insanlar bir gün sonra iki gün sonra öğrenirdi. Yukarıda neler oluyor, kim kimle karşı karşıya geliyor, öğrenme şansları yoktu. Darbeci hainler TRT’ye yöneldiler, kısmen girmeyi başardılar ama oradan hemen sonra Türksat’a gittiler. Türksat şehit verdi ama bir şeyi vermedi. Oradaki kahramanlarımız Türksat’ın ele geçirilmesine, yayınların susturulmasına izin vermediler. Onlar gittiler, analog sistemden kalma, ‘Çok büyük bir çanak, olsa olsa Türksat’ı susturacak budur.’ diye onu bombaladılar. O orada sadece semboldü. 1990’lı yıllardan kalan bir şey ama hiçbir görev ifa etmiyordu. Arkadaşlarımız ölüm tehdidi altında onları saatlerce meşgul etmeyi başardılar. Hiçbir zaman onların dediğini yapmadılar. Kısa bir süre sonra yedek sistemi devreye sokarak tekrar TRT’yi de yayına soktular. Özel sektörde, CNN’e gittiler, orada da başarılı olamadılar. Dolayısıyla bilişimin bu darbenin bastırılmasındaki gücünü, hakkını teslim etmemiz lazım. Basın yayın kuruluşlarımızın vatanseverlik anlayışıyla ortaya koydukları yayınlarıyla, söylemleriyle katkılarını teslim etmemiz lazım.”

“Bilişimin gücünü biz 15 Temmuz gecesi gördük”

Bilişim ve demokrasinin çok anlamlı ve önemli bir tema olduğuna dikkati çeken Yıldırım, bilişimin gücünü 15 Temmuz gecesi gördüklerini hatırlattı.

Başbakan Yıldırım, 15 Temmuz gecesi hain darbecilerin aslında her şeyi yaptıklarını düşündüklerini belirterek, şöyle devam etti:

“Silahlı kuvvetlerin, askerin elbisesi içine girmişler, o şanlı, şerefli ordumuzun mensubu gibi kendilerini göstererek, tankları, helikopterleri, uçakları, silahları gasp etmişler, ‘Artık her şey elimizde, önümüzde kim durabilir’ dercesine aymaz bir şekilde, alçak bir şekilde meydanlara inmişlerdi. Ancak, her şey hesap edilmişti de hesap etmedikleri bir şey vardı. Hesap edemedikleri o şey, bu milletin istiklal ve özgürlük aşkıydı.”

“Bu işin gizli kahramanları medya mensupları, basındır”

15 Temmuz gecesi yaşananların sadece bununla sınırlı olmadığını söyleyen Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu:

“Bana göre bu işin gizli kahramanları medya mensupları, basındır. Çünkü basın ve medya burada tarihi bir görev üstlenmiştir. Bir telkinle değil, bir talimatla değil, bu çağrıyı durumdan vazife çıkarmak suretiyle özel, kamu bütün medya kuruluşları darbenin karşısında vaziyet almış ve vatandaşı zamanlı bir şekilde bilgilendirmeyi sürdürmüşlerdir.”

“11 saat boyunca 600 civarında telefon görüşmesi yapmışım”

“Bizim 22.00 civarında yaptığımız açıklama ve takip eden açıklamalar aslında darbecilerin moralini bozan, darbecilerin bütün kimyasını değiştiren önemli bir başlangıç olmuştur.” diyen Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:

“Ben şimdi dönüp bakıyorum o geceye, 11 saat boyunca 600 civarında telefon görüşmesi yapmışım. Gece boyunca bütün darbeye karşı yapılması gereken operasyonlar neler olmalı, havadan saldırılara karşı dost kuvvetlerin harekete geçirilmesi ve onları bastırması, bu terör gruplarının yuvalandığı bölgelerin, Akıncı Üssü başta olmak üzere, buralara karşı vatansever askerimizin, polisimizin sevk edilmesi dâhil bütün bu işler iletişimle oldu. Gecenin karanlığında yoldasınız ve her türlü işinizi rahatlıkla yapabiliyorsunuz. İstediğiniz insanla temas kurabiliyorsunuz, görüntülü, görüntüsüz konuşabiliyorsunuz, mesajlarınızı verebiliyorsunuz ve gelişen durumlara göre neler yapılabileceğine karar veriyorsunuz. Adeta ofisinizden, makamınızdan bağımsız olarak işleri tıkır tıkır yürütüyorsunuz. Bunu Cumhurbaşkanımız da yaptı, biz de yaptık. Ama bunların yapılmasının arkasındaki gerçek güç iletişim gücüdür.”

“15 Temmuz’dan sonra bir bakıyoruz, siber saldırılarda ciddi artışlar olmuş”

Siber güvenlikte olayların sadece “siber güvenlik” boyutuyla düşünülmesinin doğru olmadığını vurgulayan Yıldırım, “Siber caydırıcılığı da ilave etmemiz lazım. Kimseye durup dururken bulaşıp, dalaşacak hâlimiz yok ama bizim üzerimize gelenler olursa onlara da verecek cevabımız olması lazım.” diye konuştu.

Bu sürecin 15 Temmuz’daki darbe girişiminde de yaşandığını aktaran Yıldırım, şunları kaydetti:

“15 Temmuz’dan sonra bir bakıyoruz, siber saldırılarda ciddi artışlar olmuş. Bu tesadüf mü? Değil. 15 Temmuz’da sonuç alamayanlar, bu sefer başka alanlardan altyapılarımıza saldırdılar. Örneğin, 8-14 Temmuz arası sadece 183 ciddi saldırı gerçekleştiriliyor. 5-11 Ağustos arasına bakıyoruz, bu sayı 407’ye çıkmış. 12-18 Ağustos’ta 753 sayısına ulaşmış. Bu ne demek oluyor? Saldırılar önce 2,25 katken, 4 kat seviyesine yükselmiş. Siber saldırıların sayılarında nispeten bir azalma mevcut olmakla beraber hâlâ 15 Temmuz seviyesinin üzerinde devam ediyor. Türkiye olarak bu saldırıları erkenden görüp, üst düzey tedbir alıyoruz ama bunun sürdürülebilir hâle gelmesi lazım. Kurumsallaşmasının daha da arttırılması lazım.”

Küçük, amatör ruhlu, heyecanlı bir ekibin Havelsan’da, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda (BTK) çalıştığına işaret eden Yıldırım, “Tedbirler var ama saldırının boyutu o kadar büyük ki bu organizasyon yeterli olmuyor ama her şeyden önemlisi kurumların zihinsel dönüşümünün gerçekleşmesidir.” şeklinde konuştu.

Yıldırım, Siber Güvenlik Kurulunun oluşturulduğunu, yasal altyapısının yapıldığını ve 2016-2019 yıllarını kapsayan eylem planının da hazırlandığını anımsatarak, 7 gün 24 saat esasına göre çalışan Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) üzerinden operasyonel siber güvenlik faaliyetlerinin başladığını belirtti.

Şu anda 528 kurumda siber olaylara müdahale ekibinin bulunduğunu, üniversitelerde yüksek lisans, doktora programları yapıldığını aktaran Yıldırım, bu konuda Kasım ayında gerçekleştirilen yasal düzenlemenin yetersiz kalması durumunda da geliştirilebileceğini kaydetti.

Başbakan Yıldırım, bilgi işlem teknolojilerine harcanan paranın çok önemli bir bölümünün, yabancı yazılım platformlarına, lisanslara veya donanımlara gittiğine işaret ederek, şu şekilde konuştu;

“Katma değerli yatırım gerçekleştiremiyoruz ve yerel sektörlerimiz değil daha çok yabancılar kazanıyor. Hem de neredeyse hiçbir şey yapmadan kazanıyorlar. Çünkü akıllı. Akıl onda, para da bizde. Aklı olan parayı alıyor. Bizde akıl daha fazla var ama o aklı, önemli olan doğru yere kanalize etmek. Artık bunu değiştirelim. Bunun zamanı geldi. Bırakın bireysel rekabeti, bırakın küçük hesapları. Ülkemizin milli güvenliği için, ülkemizin refahı için, ülkemizin kalkınması için gücümüzü birleştirmemiz lazım. Destek bizden.”

Yıldırım, 2017’de yerlilik ve millilik konusunda çok daha önemli adımların atılması gerektiğine dikkati çekerek, bu konuda gerekli tedbirlerin alındığını belirtti.

“Akıl terini kattığımız her ürün, bize avantaj sağlıyor”

Tedbir alınmadığı müddetçe 7 gün 24 saat, her saniye güven içerisinde olunamayacağına dikkati çeken Yıldırım, şöyle konuştu:

“Bunun yollarından biri, veri merkezlerinin topraklarımızda olmasıdır. Bilginin elimizin altında olmasıdır. Bilgiye sahip olursak, bilgiyi üretebilirsek, bilgiyi gerektiğinde güç olarak kullanabilirsek o zaman biz başkalarının önünde daha dik dururuz. Menfaatlerimizi, ülkemizin konularını daha gür sesle dile getirebiliriz.”

Yıldırım, bilişim ve demokrasinin atbaşı gittiğini vurgulayarak, gerek şeffaflık ve hesap verebilirlik gerek ekonomik gelişme için de buna ihtiyaç olduğuna dikkati çekerek, “Bilişimde bir birim yatırımınızın getirisi 25, 1’e 25. Akıl terini kattığımız her ürün, fark yarattığımız her ürün, bize avantaj sağlıyor. Bir adım öne geçmemizi sağlıyor” diye konuştu.

“Arşivi bilişime bırakalım, günceli kafamızda tutalım”

Yıldırım, bilişim ve iletişim yılı ilan ettikleri 2017’de iki konuya yoğunlaşılması gerektiğini belirterek, bunlardan birinin “akıl yollarının kapasitesinin artırılması” olduğunu aktardı.

Yıldırım, internette hızın arttırılabildiği kadar artırılmasını istedi. Bunun çok büyük faydasının olacağına değinen Yıldırım, internet üzerinden her alanda daha fazla iş yapılacağını söyledi. Yıldırım, yaşamın bir parçası olan internetin, bir sonraki adımının ise “yapay zeka” olduğunu dile getirdi.

Başbakan Yıldırım, artık, bilgiye erişmek istendiğinde arama motoruna ilgili kelimelerin yazılmasıyla istenen konuya ulaşıldığını belirterek, şunları söyledi:

“Arşivi bilişime bırakalım, günceli kafamızda tutalım. Bu da zihinsel dönüşümle olur. Bilişime, bilgiye erişimde gerekli aşinalığı sağlamakla olur. Onun için ‘278 bin kilometre internet bilişim ağımız var’ bununla övünemeyiz. Tamam 80 bin kilometreden geldik buraya, bu bir merhale ama fevkalâde mütevazıdır, gelecek ihtiyacımız açısından.”

Operatörlere seslenen Yıldırım, “Bu yollar hepimizin. Yol altyapıdır, üstünde istediğiniz işi yapın, istediğiniz kadar rekabet edin, istediğiniz kadar fark oluşturun ama yol için kavga etmeyin. Yol ortak değerdir, ortak ihtiyaçtır. Yolu beraber yapalım, herkes burada üzerine düşen görevi yapsın” diye konuştu.

“Bilişim ekonomisini çok daha büyüteceğiz”

Başbakan Yıldırım, yazılım başta olmak üzere, donanım da dâhil yerlileşme ve millileşme hamlesine hız verilmesi gerektiğini vurgulayarak, milli teknolojinin üretimini destekleyeceklerini, bilişim ekonomisini çok daha büyüteceklerini söyledi.

Bilişimle ilgili her türlü desteği verecek araçlara sahip olunduğunu aktaran Yıldırım, rekabetin bırakılarak, birlik içerisinde sivil toplum örgütleriyle bir araya gelinerek, firma oluşturulması tavsiyesinde bulundu.

Yıldırım, her firmayla iş yapılamayacağına da dikkati çekerek, “Bu konuda Türksat her türlü koordinasyonu yapabilir, elinde her imkân var. Oturun, çalışın, bir esasa bağlayın arkadaşlar” dedi.

TBD Başkanı Tabak: “2017, Türkiye’de bilişim yılı olsun”

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Başkanı İlker Tabak ise yaptığı konuşmada, 2017’nin Türki̇ye’de bilişim yılı olması çağrısında bulunarak, “Türkiye’nin geleceği için bilişim sektörü olarak elimizi taşın altına koymaya hazırız.” dedi.

Tabak, başta bilişim sektörü olmak üzere, 7 temel sektörde ayrıcalıklı özel teşvik uygulamalarının yürürlüğe girecek olmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) hain darbe teşebbüsünün, bilişim ve iletişim teknolojilerinin demokrasinin teminatı için kritik rol üstlendiğini gösterdiğine işaret eden Tabak, bu kapsamda TBD olarak bu yılki Ulusal Bilişim Kurultayı’nın ana temasını “Bilişim ve Demokrasi” olarak belirlediklerini söyledi.

Açılış konuşmalarının ardından ödüle layık görülen 15 Temmuz gecesi Türksat’ta şehit düşen Ahmet Özsoy’un eşi Yasemin Özsoy, Ali Karslı’nın oğlu Osman Sefa Karslı, Türksat Genel Müdürü Cenk Şen, CNN Türk-Kanal D Ankara Temsilcisi Hande Fırat, Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı Abdulkadir Selvi ile CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş, NTV Genel Yayın Yönetmeni Nermin Yurteri, A Haber Genel Yayın Yönetmeni Abdülhalık Çimen, Türk Telekom Üst Yöneticisi Paul Doany, Turkcell Üst Yöneticisi Kaan Terzioğlu ile Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel’e “Bilişim ve Demokrasi” ödülleri verildi.

Kurultay kapsamında yer alan İşitme Engelliler Konuşuyor : “e-Devlette engel yok!” paneli Türksat çalışanı Nihat Kihtir moderatörlüğünde ve Günay Bozkurt ile Sami Yenice’nin konuşmacı olarak katılımı ile gerçekleştirildi.

Ayrıca etkinlik alanına kurulan Türksat stant ve fotoğraf sergisi katılımcılardan yoğun ilgi gördü.